Tılsım Çeşitleri



Tılsım Çeşitleri

Tılsım Muska’dan farklı olarak Korunmak amacıyla değil , istenen , amaçlanan olumlu bir etkiyi ki bu Zenginlik , Ün ve Şöhret kazanma , Düşmanları ve rakipleri alt etme , Karşı cinsin beğenisini ve dikkatini kazanma olabilir , kişinin yaşamını çekmek için kullanılır. Örneğin düşmanlarına galip gelmek , rakiplerini alt etmek isteyen bir iş adamı için Mars tılsımı uygun olacaktır. Zengin ve ünlü olup birçok dost edinmek isteyen bir kişi için ise Güneş ve Jüpiter’in karma güçlerinden oluşan bir tılsım faydalı olacaktır. Aşkta başarılı olup , birçok aşık edinmek isteyen , karşı cinsin dikkatini çekmeyi isteyen biri için ise Venüs tılsımı gerekmektedir. Tılsım’da dikkat edilmesi gereken bir nokta ise yapım aşamasıdır. Tılsımın üretimini ustalaşmamış birinin yapması durumunda Tılsım kendisinden beklenen olumlu etkiyi vermeyecek aksine zararlı olacaktır. Bir Tılsım’ı insanın üzerinde taşıması Tılsımın türüne göre bazı sorumluluklarda getirir. Örneğin Güç için yapılmış bir Tılsımı üzerinde taşıyan kişi cinsel ilişkiye girmeden önce bu Tılsımı çıkarmalıdır. Zenginlik için yapılmış bir Tılsımı üzerinde taşıyan kişi ise ateşi demir ile karıştırmamalı , ateşin içine soğan kabuğu veya ekmek parçaları atmamalıdır. Yapılmaması gereken hareketler , dikkat edilmesi gereken noktalar Tılsımı yapan tarafından , Tılsımı taşıyacak kişiye bildirilir.

Tılsım Çeşitleri

Sarmisak : Çok eskilere dayanan koruyucu etkisi sarmisagi bitkiler içinde en etkili bir bitki tilsimi haline getirmistir. Bilimsel olarak faydalarinin arasina her gün bir yenisi eklenen sarmisak, eskiden vampirlere karsi korunma olarak kullanilirdi. Insanlar evlerine sarmisaklar asarak bu kan emicilerden korunacaklarina , sarimsagin kokusunun vampirleri eve sokmayacagina inanirlardi. Hatta durum çok vahimse, sarmisagi boyunlarina baglayip öyle yatarlardi. Öte yandan sarmisak huysuz bebeklerin, gece rahat uyumalari için yatagin altina konurdu ve bebeklerin sakinlesmesi saglanirdi. Ortaçaglarda sarmisak, savaslarda yaralanmalara karsi da kullanilmis ve savasanlari koruduguna inanilmisti. Denizciler kötü hava sartlarina ve deniz kazalarina karsi da sarmisak kullanirlardi.

Defne : Defne agaci, bulundugu yere bereket getiren bir agaç olarak bilinir. Onun bulundugu yere hastalik ve kötü cinler giremez inanci pek yaygindir. Eski Yunan ve Roma' da taçlar defne dallari ve yapraklariyla süslenir, mitoloji de ise defnenin yildirimsavar bir gücü olduguna inanilirdi. Hatta bu inanis o kadar geçerlilik kazandi ki, günümüzde bile ev girislerinin iki yanina dikilen defne agaçlari hem evi kötü ruhlardan hem de yildirimlara karsi koruyarak adeta bir paratoner vazifesi görmesi saglandi.

Feslegen : Hintlilerin kutsal bitkisi feslegen, Tanri Visnu ve Krisna' ya adanmis bir bitkidir. Dogum sirasinda kadina yardimci olduguna inanilirdi. Sahibini sancilardan ve agrili hastaliklardan korudugu da inanislar arasindadir. Akdeniz' ülkelerinin bazilarinda ise feslegen, evdeki bakire kizin koruyucusuydu. Sayet evdeki bakire kiz evlenme çagina gelmisse, feslegen saksisiyla birlikte camin önüne konur ve evdeki kizin artik evlenmeye hazir oldugu bu, koruyucu bitkisi olan feslegenle ilan edilirdi.

Kina : Kina bugün bile kullanilan hem ugur, hem de koruyucu nitelikleri olduguna inanilan bir bitkidir. Dügünden bir gece evvel, kina geceleri düzenlenmesi, Türkiye'de oldugu kadar bir çok degisik Ortadogu ve Asya ülkelerinde de yapilmaktadir. Kimi yerlerde bu kina gecelerine yalnizca kadinlar katilir ve gelinin ellerine sürülen kina bir bezle baglanarak ertesi gün açilir. Bu uzun bir müddet elden çikmaz. Bunda amaç, dügüne gelebilecek nazarin ve seytani güçlerin saldirilarini etkisiz hale getirmektir. Bu gelenek Anadolu' muzda yillardir özelliklerinden hiç bir sey kaybetmeden uygulanmaktadir.

Mese Palamutu : Mese agaci yüzyillardir kutsal bir agaç olarak bilinir. Bunun meyvesi olan mese palamutu da bu sebepten dolayi özel güçlere sahip olarak bilinir. Mese palamudundan yapilan koruyucu tilsimlarin, kolera gibi hastaliklara iyi geldigi bilinmekte, inanilmaktaydi. Mese agacinin uzun olan ömrünün, insanlara yansiyacagi düsüncesiyle uzun yasami da temsil ettigi bilinir. Üzerinde bir mese palamutu tasiyanin hiç yaslanmayacagina inanilirdi.

Sari Kantaron : Bir adi da Aziz John Kökü olarak bilinen Sari Kantaron, kötü ruhlari, kötü güçleri kovmak için kullanilan en etkili bitki olarak bilinir. Eski Roma' da bu bitkiye "Seytan Kaçiran" denirdi. Sari kantaronu, dalinla birlikte evin bir kösesine asmak, o evin ve sakinlerinin tilsimli ve güçlü bir korumaya sahip olacaklarini ve evden içeri hiçbir kötü ruhun girmeyecegi anlamina gelirdi. Bundan baska sari kantaronun evi yildirimlardan ve ölümden de koruduguna inanilirdi. Bu bitkiyi evlerde en çok asili olarak Aziz John' un 24 Haziran' da ki yortusu sirasinda görebilirsiniz. Bitkinin bir cinsinin yapraklari isiga dogru tutuldugunda, üzerinde kirmizi lekeler görülür. Bu da Aziz John' un kafasi kesildigi sirada kaninin bitkinin yapraklari üzerine düserek biraktigi lekeler olarak yorumlanir. Sari kantarona Aziz John Kökü denmesinin sebebi de bu rivayete dayanmaktadir.

Yoncalar : En çok revaçta olan ugur simgesi olarak bilinen yoncalarin, en makbulü dört yaprakli yoncadir. Üç yaprakli yoncanin da ugurlu sayildigi yerler vardir, örnegin Irlanda gibi. Ama dört yapraklisi daha nadir bulundugu için, üç yaprakliya nazaran güçlerinin daha fazla oldugu düsüncesi yaygindir. Dört yaprakli yoncanin inanilan tilsimli güçleri arasinda kötü büyüden korunma, inanç saglamligi, denge, birlik ve bütünlük sembolü olma özelliklerini sayabiliriz. Yoncalarin dörtten fazla yapraklilarina da rastlamak mümkün. Yaprak adetlerine göre her birinin ayri ayri anlamlari bulunur. Mesela, bes yaprakli yonca zenginligi isaret ederken, alti yapraklisi aski, yedi yaprakli olani ise kötülüklere karsi korunmayi belirtir.

Üvez Agaci : Keltler in Minerva' si , Gaul ülkesinin sanatçilara ve zanaatkarlara ilham veren Tanriçasi Brigit' in kutsal agaci olarak mitoloji de bile kendisine yer bulan üvez agacinin, kötü büyüleri bozduguna inanilirdi. Öyle ki ; bir vampirin gögsüne çakilacak kazigin, amacina ulasabilmesi için, üvez agacindan yapilmis olmasi gerekir derler. Bir bahçe içine ekilen üvez agaci, bulundugu bahçeyi, evi ve içindekileri sanssizliklardan korur, iyi talihin gelmesini saglarmis. Gemilerde firtinaya, evlerde yildirim düsmesine karsi kullanilan üvez agaci, muska olarak da iki dal parçasi kirmizi bir kurdelaya baglanarak tasinirdi.

Kehribar : Görenin tas ya da kaya cinsi sandigi kehribar, aslinda çam agacinin fosillesmis reçinesidir. Bugün kullanilan kehribarin, yüzyillar öncesine dayanan bir geçmisi ve takana sirayet eden özel güçleri vardir. Kehribar tilsimlari, takana hem hem kötü talihi yenmesi açisindan, hem de iyi sansi çekmesi açisindan çok yararlidir. Kehribar boncuklarindan yapilmis bir kolyenin, kisiyi zehirlenmelere karsi korudugu bilinen yönlerinden biridir. Kehribarin erkek penisi seklinde yontulup, tilsim olarak kullanilmasinin da nazara ve kötü ruhlara karsi çok etkili oldugu inanci, 1900' lerin basinda çok yaygindi. Çesitli hayvan motiflerinde islenen kehribarlarin da erkeklerin cinsel iktidarlarini kazanmasina , kadinlarin da dogurganliklarini arttirmasina yardimci oldugu bilinirdi. Kehribar, dogal hali bozulmadan boyuna asildigi zaman guatr hastaligina da iyi gelmektedir. Kisinin bu tedavi sirasinda üç ay kehribari boynundan hiç çikarmamasi gerekmektedir.

Kekik : Kekik bitkisi, yemeklere lezzet katan tadinin yani sira da önemli bir koruyucu olarak bilinir. Bir kekik dalini yaninda tasiyan kisi, korkularindan, hastaliklarindan ve karabasanlardan kurtulur. Saçina bir kekik dali takan kadinin askta sansli olacagina inanilir. Kekik, insanlarin enerji eksikliklerini tamamladigi gibi, psisik güçlerini de güçlendirir.

Tavsan Ayagi : Ilginç bir tilsim daha. Hem de en popüler tilsimlardan biri. 20.yy'in baslarinda bu söhreti yakalayan tavsan ayagi tilsimi için bir çok yerde bir dolu rivayetler üretilmistir. Kimi "tavsanin ayagi ugurlu olsaydi, tavsana da ugur getirirdi, bakin simdi o üç ayakli bir tavsan" dedi, kimi hayvan haklarindan bahsetti ve bunun bir katliam oldugunu savundu, kimi de onun uguruna yürekten baglandi ve onu en ugurlu uguru saydi. Ama var olan bir gerçek, tavsan ayaginin bir tilsim olarak kullaniliyor olmasiydi. Tilsim kaybetmek ugursuzluk sayilir ama, tavsan ayagi tilsimini kaybetmek kimilerine göre ölüm, zamansiz bir felaket, kimilerine göre de çok büyük bir sanssizlik olarak algilanirdi.

Boynuz : Boynuzlar bugüne kadar birçok toplumda kah üzerinde tasimak, kah bir yere asmak suretiyle yaygin olarak kullanilan tilsimlardandir. Boganin iriligi, vahsiligi gücü temsil ederken, çiftlesmesi dogurganligi, çifte kosulmasi da bereketi temsil ettigi inanci onu bir tanriya dönüstürür ve Antik çag toplumlari için bu durum ideal bir koruyuculuk timsali teskil eder. Bir damina asilan ya da duvarina yerlestirilen bir boynuz o evin koruma altinda oldugu inancini insanlara asilar. Bugün altin ve gümüsten yapilan küçük ve tek bir boynuz bir zincirin ucunda boyuna asilir ve cinsel iktidar sembolü olarak kabul edilir.

Deniz kabuklari : Bilinen koruyucu tilsimlarin en eskisi olan deniz kabuklarinin 20 bin yil öncelerine dayanan bir tarihi vardir. Deniz kabuklari dünyanin bir çok yerinde tilsim olarak kullanildiklari gibi, süs esyasi olarak da çok yaygindirlar. Deniz kabuklarini eskiden beri bir çok seyle iliskilendiren insanoglu, onu hem nazara karsi koruyucu olarak, hem de dogurganligi temsil edici olarak kullanmislardir. Onlarin yumurta biçimli sekilleri gözü hatirlattigindan, cesetlerin göz yuvalarina yerlestirilirdi. Bunda amaç, ölünün öte dünyayi çürümeyen gözlerle görmesini saglamakti. Bu çok yaygin bir gelenek olarak bilinir. Deniz kabugunun kadin cinsel organina benzetilen yarik kismindan dolayi,bazi eski metinler onu disi yasam kapisi olarak adlandirir. O güçlü bir dogurganlik sembolü olarak ve de bir tilsim olarak, dogum sancilari ve kisirliga karsi kullanilirdi. Kimi Asya ve Afrika ülkelerinde deniz kabuklari hayvanlarin kosum aksesuarlarina takilarak onlari nazardan korumak için de kullanilmistir. Deniz kabuklarinin taki olarak kullanilmasindan sonra, bunlarin altin ve gümüsten olan taklitleri de yapilarak çok güzel birer süs esyasi olarak günümüzde de kullanilmaktadir. Bunlarin mavi sirli topraktan, akik ve kuvarstan da yapilanlari mevcuttur.

Baykuslu Tilsimlar : Kem gözlere karsi en iyi koruyucunun yine bir baska göz oldugu varsayimiyla tasarlanan baykus seklindeki tilsimlar, en çok küçük bir Akdeniz adasi olan Minorka'da kullanilmaktadir. En dikkat çekici özelligi gözlerin oldugu bu baykus seklindeki koruyucu tilsim, camdan veya metalden yapilir. Bugün bile hala popülerligini koruyan baykus tilsimlarinin, Minorka'da evleri de büyük felaketlerden koruduguna inanilir. Baykusun ugursuz bir hayvan olarak bilinmesi, bu tilsimin pek fazla ragbet görmemesine yol açan en önemli etken olarak deger kazanir. Onun koruyucu rolü, pek çoklarina göre evrensel degildir. Çünkü o, gecenin seytani yaratigi olarak bilinir.

Köpekbaligi Disi (Aziz Paul'ün Dili) : Kökeni Ortaçaglara dayanan ve günümüzde bile hem süs esyasi hem de koruyucu olarak kullanilabilen bir tilsim olan Köpekbaligi disi ya da Aziz Paul'ün Dilinin, bir çok korumayi gerçeklestirdigine inanilirdi. Bu tilsimin bu adi almasindaki nedene gelince ; Siddetli bir firtinada gemisi küçük bir adaya sürüklenen Aziz Paul, karaya çikinca bir yilanin isirmasina maruz kalir. O da buna tepki olarak o adayi kutsadi ve yilanlarina lanet okudu. O anda adadaki tüm yilanlar zehirlerini kaybettiler ve zararsiz birer hayvan oldular. Bu yilanlarin zamanla ölmesi kayalarin içinde fosillesen üçgen seklindeki disleri ada halki tarafindan Aziz Paul'ün Dili olarak adlandirildi ve bulunduklari yerden çikartilarak, üzerlerine altin, gümüs gibi montürler yerlestirildi ve kolye, gerdanlik, küpe gibi esyalar haline sokuldular. Ama bunlarin aslinda yilan dilleri degil, zamanla kayalarda fosillesen köpekbaliklarinin disleri oldugu , çok sonra ortaya çikacakti.

Dis ve Tirnaklardan yapilan Tilsimlar : Genelde ilkel toplumlardaki yerliler tarafindan avlanan hayvanlarin dis ya da pençe ve tirnaklari çok güçlü bir tilsim olarak görülürdü. Buna sebep olarak da hayvanlardaki o müthis gücün, bu tilsimi kullananlara da geçecegine inanilmasiydi. Ayi disleri, bir kaplanin pençesi, bir kurt disi, yaban domuzu ya da fil disi çok ragbet gören, her birinin ayri ayri koruyucu bir güç yüklendigi tilsimlardi. Mesela bir ayi pençesi, dogum sirasinda kadinin en büyük yardimcisi olarak görülürdü. Ya da bir kurt disi bebekleri korkulardan uzaklastirir ve dislerinin agrilarini keser diye bilinirdi. Iskandinav irklarinin bir çogunda kutsal bir hayvan olarak bilinen Boz ayinin pençesi, hayvanda bulunan o büyük gücün ve cesaretin tilsimi tasiyana yansiyacagi anlami tasirdi. Bugün, bir kaplan disi ya da pençesi, kumarbazlarin çok inandiklari bir ugur tilsimidir.

Balik Tilsimlari : Yüzlerce yil Hiristiyan dininin sembolü olan balik, haçin kabul görmesinden sonra bu itibarini yitirerek yerini haça birakmisti. Asirlar sonra, 20. yy' da balik tekrar ortaya çikarak, eski unvanina sahip olmaya basladi. Balik yüzyillar boyunca cinsel bir sembol olarak ve Büyük Tanriçanin üreme organlarini temsil eden bir simge olarak görüldü. Eski çaglarda böyle bilinen balik, Hiristiyan olmayan ülkelerde hala kisirliga ve cinsellige yardimci bir tilsim olarak kullanilmaktadir. Kimileri balik tilsimlari için " seytandan korumasa bile tasiyani cinsel yönden zevk alarak yasamasini saglayacak bir tilsimdir." derler. Balik tilsimlari, Kuzey Afrika ülkelerinin bir kisminda sans getirmeleri ve cinleri, kötü ruhlari uzaklastirsin diye dükkan önlerine asilirlardi.

Yilan Figürlü Tilsimlar : Çeliskilerin hayvani yilan, ayni zamanda da iyi bir koruyucu. Birçogumuzun korktugu, adinin geçmesinin bile insanlari ürperttigi yilan , Çaglar boyunca önemli bir tilsim simgesi olarak kullanilmistir. Yilan seklinde dolanmis yüzükler, yilan figürlü bilezikler ve kolyeler altinla birleserek taki dünyasinda önemli bir yer kaplamislardir. Yilanli tilsimlarin, hastaliklara karsi çok kuvvetli bir tesiri oldugu bilinirdi. Yilani ölümsüzlük sembolü olarak da gören toplumlar vardir. Bugün Tip dünyasi bile bilinen bu ölümsüzlük yakistirmasindan dolayi yilani amblem olarak seçmistir.

Kedi : Bir patisi havada, oturan ve adeta birini çagiran pozda bir kedi düsünün! Iste bu Japonya'nin en gözde uguru olan Neko'dur. Sahibine sans getiren ve kötü talihi uzaklastirir diye bilinen bu kedi tilsimina Japonlar Maneki Neko, yani Çagiran Kedi ismini takmislardir. Bu kedinin kaldirdigi patisi eger sol ise, bu, isyerine müsterileri ve bereketi çagiriyor demektir. Sayet sag patisini kaldiriyor ise, bu da bulundugu eve huzur ve refahi davet ediyor demektir. Bu çagiran kedilerin beyaz renkte olanlari mutlulugu, sari olanlari ise zenginligi isaret eder. Kara kedi de saglik, sihhat çagrisinda bulunur. Ev girisine ya da dükkan vitrinine konulan bu kedi, gününüzün nese içinde geçmesini saglayacaktir. Irili ufakli bir çok boyutlarda bulunan bu kedi tilsimlari, eskilerde tahtadan yapilirlarken, simdilerde çiniden yapilip, geleneksel renklere boyanmaktadir.

Mercan (Kirmizi) : Yüzyillardir tilsim yapiminda kullanilan Kirmizi Mercan' in , tasiyani nazardan, cinlerden, büyü ve delilik gibi hastaliklardan koruduguna inanilirdi. Hormon düzensizligi çeken kadinlarin ve dogumda zorluk çekmek istemeyenlerin üreme organlari yaninda bulundurduklarinda kirmizi mercanin onlara yardim edecegine inanilir. Ayrica kirmizi mercanin bebekleri de koruduguna inanilir. Hatta bebeklerde dis çikmasina bile yardimci oldugu rivayetler arasindadir. Kirmizi mercanin en etkili oldugu kullanim sekli, dogal halidir. Süsü esyasi kullaniminda da kirmizi mercandan kolye, küpe ve yüzük yapilir.

Yunus : Denizciler arsinda pek yaygindir. Deniz kazalari ve denizden gelecek tehlikelere karsi denizcileri koruduguna inanilir.